Hokkabaz.

 

Taş gibi sanırdım kendimi. Taş gibi derken, hani duygusuz, acımaz, bencil. Kısacası şu Türk sinemasındaki puro içen kötü adamlar. İşte o benim. Bendim.

 Şöyle bir düşününce nerdeyse bütün izlediğim filmlerde ağlayacak bi sahne bulmuşum kendime. Fotoğraftan görüldüğü gibi Hokkabazdan tut Recep İvedik’ e kadar uzuun bi ağlama arşivi var kendimde. Şindi. Konu Hokkabaz.

 Uzun zaman önce bu film girdi vizyona. Gora’dan sonra  Cem’den böyle bir film şaşkınlık yarattı herkeste haliyle. ( Evet Cem. Bilidiğin Cem.)  Bide Özlem Tekin olmasın mı. Geriye sadece koltuğa oturup saçma sapan kusurlar bulmak kalmıştı.

 Ben bu filmi bi şekilde seyrettim. Karakterlerle özleştirdim. Gittim aynada aynı replikleri yapmaya çalıştım. Arada yaptım. Sonra baktım paso Maradona’nın repliklerini yapıyorum. Bıraktım replik yapmayı. Gittim Mazhar Alanson’un son sahnedeki (Beni ağlatan bölüm burasıdır.) Yılmaz’a sarılıp “Oğlooooğğym “ diye bağırmasını yaptım. (Evet. O benim.) Sanırım becerdim. O rolü ben kapmalıydım.

 Herneyse. Film iyiydi. Dramı daha iyi becermiş diye düşünüyorum Cem Yılmaz. Öbürlerine laf sokmuyorum hemen gaza bağlamayın işi. Sadece bu tür filmler ona daha çok yakışmış. Tamam Gora Arog falanda iyi ama. Tamam lan. Ettim içine. Film güzel. Konu Marjinal.

        

 NeverForgive.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !